Özetteki bölümler
Kısa cevap: Northanger Abbey ne anlatıyor?
Jane Austen’ın Northanger Abbey romanı, deneyimsiz ve iyi niyetli Catherine Morland’ın Bath sosyetesine girip Tilney ailesinin Northanger Abbey’deki evine konuk olması üzerinden, kurmaca ile gerçek hayatı ayırt etmeyi öğrenmesini anlatır. Catherine’in Gotik romanlardan beslenen hayal gücü; çevresindeki insanların çıkarcılığı, dedikoduları ve evlilik beklentileriyle karşılaşır. Roman böylece genç bir kadının duygusal olgunlaşmasını işlerken Gotik anlatıların, sosyal itibarın ve evlilik piyasasının da mizahi bir eleştirisini kurar.
Olay örgüsü: Bath’ta başlayan yolculuk
Catherine, bir din adamı olan Mr Morland’ın ailesinde büyümüş, toplum tecrübesi sınırlı bir gençtir. Ailesinin sakin çevresinden ilk kez ayrılıp Bath’a gittiğinde balolar, ziyaretler ve yeni tanışmalar onun için farklı bir dünyanın kapısını açar. Mr ve Mrs Allen’ın yanında kalan Catherine, burada canlı ve alaycı konuşmalarıyla dikkat çeken Henry Tilney’le ve onun daha ölçülü kız kardeşi Eleanor’la tanışır. Henry’nin Catherine’in okuma alışkanlıkları ve görgü kuralları üzerine yaptığı şakalar, aralarındaki yakınlığın başlangıcını oluşturur.
Bath’taki diğer önemli ilişki Catherine’in Isabella Thorpe’la kurduğu arkadaşlıktır. Isabella ona yakınlık gösterirken kardeşi John Thorpe Catherine’le ilgilenir. Catherine’in kardeşi James Morland’ın Isabella’ya yönelmesi, iki ailenin ve arkadaş çevresinin bağlarını sıkılaştırır; ancak bu ilişkiler, Catherine’in insanları ilk izlenimlerine göre değerlendirme eğilimini de sınamaya başlar. Bath bölümleri, romantik karşılaşmaların yanı sıra sosyal itibarın, dedikodunun ve yanlış anlamaların nasıl üretildiğini gösterir.
Tilney ailesi Catherine’i Northanger Abbey’ye davet ettiğinde romanın mekânı değişir. Eski manastırın atmosferi, Catherine’in Gotik romanlardan beslenen hayal gücünü harekete geçirir. Austen ise bu merakı doğaüstü bir korkudan çok, genç bir okurun kurmaca ile gündelik hayat arasındaki sınırı öğrenme süreci olarak kullanır.
Northanger Abbey’de hayal gücü ile gerçeklerin çatışması
Yolculuk sırasında Henry, Catherine’in Gotik hikâyelere düşkünlüğünü bildiği için manastırda karşılaşabileceği gizemleri şakacı bir dille canlandırır. Catherine bu oyundan etkilenir; fakat Northanger Abbey’ye vardığında beklediği kasvetli dünyanın yerine büyük ölçüde rahat ve bakımlı bir ev bulur. Eski yapı, onun hayalindeki gibi geçmişte donup kalmamıştır. Yine de sıradan ayrıntılara ürkütücü anlamlar yüklemekten hemen vazgeçmez.
İlk gecesinde odasındaki dolapta bulduğu kâğıtları gizli bir geçmişin kanıtı sanır. Rüzgârın sesi ve mumunun sönmesi, belgeleri inceleyemeyen Catherine’in heyecanını artırır. Sabah bunların gündelik ev işleriyle ilgili hesap ve çamaşır listeleri olduğunu görmesi, merakını söndürür. Catherine’in zihninde büyüttüğü esrar, gündelik hayatın küçük ayrıntılarıyla çözülür. Bununla birlikte hayal gücü, daha ciddi bir yanılgıya doğru ilerlemeyi sürdürür. (Roman metni, Project Gutenberg)
General Tilney’nin buyurganlığı ve Eleanor’ın annesinin kaybıyla ilgili üzüntüsü, Catherine’in kuşkularını bu kez ailenin geçmişine yöneltir. General’in eşini öldürmüş ya da gizlice hapsetmiş olabileceğini düşünmeye başlar. Böylece gerçekte gözlemlediği sert bir kişilikle, okuduğu romanların acımasız babalarını birbirine karıştırır. Şüphesi, somut kanıtlardan çok edebî beklentilerine dayanır.
Catherine, ölen Mrs Tilney’nin odasını görmeye gittiğinde Henry’yle karşılaşır. Henry, sorularının ardındaki korkunç varsayımı anlayınca bildikleriyle kurduklarını ayırması gerektiğini ona hatırlatır. Catherine utanç duyar ve Henry’nin gözünde küçüldüğünü düşünür. Onun güvenini kaybetmekten korkar; ancak Henry’nin kendisine sıcak davranmayı sürdürmesi, aralarındaki yakınlığın kopmadığını gösterir. Catherine, sevdiği insanların hayatını bir korku hikâyesine dönüştürdüğünü kabullenmek zorunda kalır.
Ardından James’ten gelen mektup, Catherine’i bu kez gerçek bir ilişki krizine döndürür. Isabella’nın, Henry’nin ağabeyi Frederick Tilney’yle yakınlaşması üzerine nişan sona ermiştir. Catherine, arkadaşının içten görünen sözleriyle davranışları arasındaki farkla yüzleşir. James’in acısı karşısında Isabella’ya duyduğu güven sarsılır. Kendisini yakın bir dost gibi sunan Isabella’nın, kardeşine aynı bağlılığı göstermemiş olduğunu anlamaya başlar. Böylece Catherine’in dikkati, manastırda bulunduğunu sandığı korkunç sırlardan çevresindeki insanların gözlemlenebilir davranışlarına kayar. (Roman metni, Standard Ebooks)
Isabella’nın ardından gönderdiği mektup, Catherine’in arkadaşlığına bakışını kesinleştirir. Isabella, Frederick’in ilgisini kaybettikten sonra James’le yeniden yakınlaşmak için Catherine’in aracılığına ihtiyaç duyar; buna karşın kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmez. Catherine artık anlatılanlarla yaşananlar arasındaki uyumsuzluğu görür ve kardeşini bu ilişkiye geri döndürmeye çalışmaz. (Roman metni, Project Gutenberg)
Bu sırada General Tilney’nin tavrı beklenmedik biçimde değişir. Londra’dan döndüğünde Catherine’in ertesi sabah evden ayrılmasını emreder. Henry orada değildir; Eleanor ise babasının kararını değiştiremez. Konuğun evine ulaşması için bir refakatçi ayarlanmaz. Catherine’in yeterli yol parası da bulunmadığından Eleanor ona borç verir. Genç kadın, davet edildiği evden neden uzaklaştırıldığını anlayamadan, tek başına ailesinin yanına döner. Bu ani ayrılık, Henry’yle kurduğu yakınlığın geleceğini de belirsiz bırakır.
Fullerton’da ailesi onu sevgiyle karşılar; fakat Catherine yaşadığı aşağılanmanın ve Henry’den ayrı kalmanın üzüntüsünü hemen aşamaz. Kısa süre sonra Henry’nin ziyareti, kovulmasının ardındaki nedeni açığa çıkarır: General, John Thorpe’un abartılı anlatımı yüzünden Catherine’i varlıklı bir mirasçı sanmıştır. Thorpe’un daha sonra aynı aileyi bu kez yoksul göstermesi üzerine de evlilik ihtimaline karşı çıkmıştır. Henry, babasının davranışını onaylamaz ve Catherine’e evlenme teklif eder. Catherine teklifi mutlulukla kabul eder; ancak anne ve babası, General’in rızası olmadan evlilik yapılmasını uygun bulmaz. Birlikteliklerinin önündeki engel artık karşılıklı duyguları değil, babanın itirazıdır. (Roman metni, Standard Ebooks)
Northanger Abbey karakterleri ve değişimleri
Catherine Morland, iyiliğini kaybetmeden daha dikkatli düşünmeyi öğrenir. Başlangıçta Isabella’nın dostluğunu sözleriyle, General’in davranışlarını ise okuduğu korku hikâyeleriyle açıklar. Sonunda insanları değerlendirmek için bu hazır kalıpların yetmediğini görür. Değişimi, roman okumayı bırakması değil; hayal ettiği ihtimallerle gözlemlediği davranışları birbirinden ayırmaya başlamasıdır. Bu gelişim, saflıktan herkese kuşkuyla bakmaya geçişten çok, güvenini daha sağlam gerekçelere dayandırmayı öğrenmesi olarak okunabilir.
Henry Tilney, Catherine’in hayal gücünü sorgulayan nüktedan bir rehberdir; fakat kusursuz bir ahlak öğretmeni değildir. Zaman zaman şakalarıyla onun beklentilerini de besler. Bilgili ve alaycı tavrı, Catherine’le arasındaki deneyim farkını belirginleştirir. Babasının haksızlığı karşısında Catherine’den yana tavır alması, bağlılığını yalnızca güzel sözlerle değil, aile içindeki otoriteye karşı durarak göstermesini sağlar.
Eleanor Tilney, Isabella’nın gösterişli yakınlığına karşı daha sakin ve güvenilir bir dostluk sunar. Babasının baskısı hareket alanını daraltır. Catherine’e desteği, sessizliğinin kayıtsızlık anlamına gelmediğini gösterir. Onun konumu, varlıklı bir evde yaşamanın kadınlara mutlaka karar özgürlüğü sağlamadığını da düşündürür.
General Tilney, korku romanlarındaki gizli katil değil, insanları servet ve toplumsal konumlarına göre değerlendiren buyurgan bir babadır. Buradaki ayrım önemlidir: Catherine’in korkunç suçlara ilişkin tahmini yanlış olsa da General’in nezaketsizliği ve çıkarcılığı gerçektir.
Isabella Thorpe, yakınlık kurarken kendi çıkarını gözetir; John Thorpe ise böbürlenmesi ve gerçeği çarpıtmasıyla çevresindekileri yanıltır. İkisinin de değişiminden çok, Catherine’in onları tanıma biçimi değişir. James Morland samimi bağlılığın incinebilirliğini, Frederick Tilney ise ciddi bir bağlılığa dönüşmeyen flörtün başkalarını nasıl yaralayabildiğini görünür kılar. (Roman metni)
Northanger Abbey sonu: final ve spoiler uyarısı
Spoiler: Romanın sonu açıklanır.
Eleanor’ın sevdiği adamın unvan ve servet kazanması, evliliklerinin önünü açar. Bu gelişme General’in tutumunu yumuşatır. Ayrıca Catherine’in ailesinin, John Thorpe’un sonradan ileri sürdüğü ölçüde yoksul olmadığını öğrenmesi, Henry’nin evliliğine razı olmasını kolaylaştırır. Böylece Catherine ile Henry evlenir. (Romanın son bölümü)
Final, General’in bütünüyle değiştiğini ya da sınıfsal hesapların ortadan kalktığını söylemez. Onayın gelmesinde yine para ve itibarın etkili olması, mutlu sona ironik bir gölge düşürür. Anlatıcının kapanıştaki şakası da huzurlu evlilik tablosunu sorgulamadan kabul etmemizi engeller: Mutluluğu sağlayan, babanın buyruğu mudur, yoksa Henry’nin o buyruğa uymaması mı? Bu soru, otorite ile ahlaki doğruluğun aynı şey olmadığını düşündürür.
Northanger Abbey ana fikri ve temaları
Hayal gücü ve sağduyu. Romanın ana fikri, insanları anlamak için çekici hikâyelerden çok dikkatli gözleme ihtiyaç duyduğumuz düşüncesi çevresinde okunabilir. Catherine’in hayal kurması başlı başına bir kusur değildir; sorun, bir ihtimalin heyecan verici olmasını onun doğruluğuna kanıt saymasıdır. Olgunlaşması da merakını bastırması değil, kendi açıklamalarını sorgulayabilmesidir. Böylece roman, masumiyetin korunmasıyla deneyim kazanmanın birbirine zıt olmak zorunda olmadığını düşündürür.
Roman okumanın savunusu. Anlatıcı, romanları küçümseyen tutuma açıkça karşı çıkar. Henry’nin de roman okuması, bu uğraşın yalnızca kolay etkilenen genç kadınlara özgü olduğu yargısını boşa düşürür. Eser, Gotik edebiyatın kalıplarıyla eğlenirken kurmacanın değerini reddetmez. Buradaki ayrım, kitaplardan zevk almakla hayatı onların değişmez kurallarına göre açıklamak arasındadır. Catherine’in yanılgıları üzerinden bütün roman okurlarını suçlamak, anlatıcının savunduğu edebî değeri gözden kaçırmak olur. (Roman metni, Project Gutenberg)
Para, sınıf ve nezaket. General Tilney’nin davranışları, dışarıdan görülen saygınlığın ahlaki güvenilirlik sağlamadığını ortaya koyar. Servete ilişkin bilgiler değiştiğinde gösterdiği yakınlığın da değişmesi, nezaketin çıkara bağlı olabileceğini düşündürür. Bu açıdan romanın toplumsal eleştirisi, kötü insanların kolayca tanınabileceği varsayımını sarsar. Tehlike her zaman karanlık odalarda saklanmaz; görgülü konuşmaların ve iyi düzenlenmiş evlerin içinde de küçümseme, baskı ve hesapçılık bulunabilir. Toplumsal konum, kişinin başkalarına nasıl davranacağını tek başına açıklamaz. (Roman metni, Standard Ebooks)
Kadınların seçim alanı ve sözün güvenilirliği. Catherine, Isabella ve Eleanor aynı toplumsal çevrede farklı hareket imkânlarına sahiptir. Evlilik beklentileri, aile otoritesi ve maddi koşullar, kişisel duyguların çevresine sınırlar çizer. Bununla birlikte roman, kadınları yalnızca bu koşulların edilgen sonuçları olarak sunmaz: Dostlukta dürüstlük, başkasının kararına saygı ve sorumluluk alma da önem taşır. Isabella’nın yakınlık bildiren sözleriyle davranışları arasındaki açıklık, samimiyetin konuşmanın sıcaklığıyla ölçülemeyeceğini gösterir.
Bu temalar birlikte değerlendirildiğinde Catherine’in eğitimi, yalnızca romantik bir uyanış değildir. Kime, hangi gerekçeyle güveneceğini öğrenmesi; romanın aşkı, okumayı ve toplumsal hayatı birbirine bağlayan temel gelişim çizgisidir.
Yazar ve bağlam: Jane Austen’ın Gotik romanla ilişkisi
Jane Austen, Northanger Abbey için yazdığı açıklamada metnin 1803’te tamamlandığını ve yayımlanmak üzere bir kitapçıya verildiğini belirtir. Ancak beklenen yayın gerçekleşmez. Yazar, bu gecikmenin ardından okurların bazı ayrıntıları eserin yazıldığı dönemi dikkate alarak değerlendirmesini ister. Bu açıklama, romanın edebî göndermelerinin ve toplumsal gözlemlerinin belirli bir tarihsel çevreye ait olduğunu hatırlatır. Burada verilen tarih, Austen’ın kendi açıklamasındaki tamamlanma tarihidir. (Project Gutenberg, Standard Ebooks)
Romanın ilişki kurduğu edebiyat dünyasında Ann Radcliffe’in The Mysteries of Udolpho adlı eseri özellikle önemlidir. Catherine ile Isabella’nın okuma sohbetlerinde bu kitabın adı geçer. Dolayısıyla Gotik roman, anlatıda yalnızca alay edilen uzak bir tür değildir; genç kadınların heyecanlarını paylaştıkları, yakınlık kurdukları ortak bir kültür alanıdır. Catherine’in manastıra yönelik beklentileri de bu okuma deneyiminin gündelik hayata taşınmasıyla biçimlenir.
Austen’ın tür kalıplarıyla oyunu daha ilk sayfalarda başlar. Anlatıcı, Catherine’in çocukluğunu olağanüstü bir kahramanın geçmişi gibi sunmak yerine sıradan özelliklerini öne çıkarır. Aile hayatı, yetenekleri ve uğraşları, okurun alışılmış roman kahramanına dair beklentileriyle karşılaştırılır. Bu yaklaşım, Catherine’i değersizleştirmekten çok, bir insanın anlatılmaya değer olması için olağanüstü nitelikler taşıması gerektiği düşüncesiyle eğlenir. Onun deneyimsizliği, hikâyenin eksikliği değil, gelişiminin başlangıç noktası olur.
Anlatıcının sık sık araya girmesi de bu edebî oyunun parçasıdır. Okur, yalnızca Catherine’in ne yaşayacağını değil, bu yaşantıların hangi anlatı alışkanlıklarıyla sunulduğunu da fark etmeye yöneltilir. Böylece eser hem bir genç kadının hikâyesini anlatır hem de romanların kahramanlarını ve okurlarını nasıl yönlendirebildiğini görünür kılar.
Edebî yorum açısından, bu bağlam Austen’ın mizahını basit bir korku romanı eleştirisinden ayırır. Hedef yalnızca gizemli yapılar veya ürpertici olaylar değildir; hazır hikâye kalıplarına duyulan aşırı güvendir. Üstelik anlatıcının Catherine’e yaklaşımı bütünüyle küçümseyici değildir. Kahramanıyla eğlenirken onun samimiyetini korur. Bu denge, okuru hem Catherine’in yanılgılarına gülmeye hem de kendi yorumlama alışkanlıklarını sorgulamaya çağırır.
Northanger Abbey kimler okumalı?
Northanger Abbey, Gotik romanların atmosferini seven fakat bu atmosferin gündelik hayatı nasıl çarpıtabildiğini görmek isteyen okurlara hitap eder. Catherine’in deneyimleri, ilk aşkın heyecanını toplumsal gözlemle birleştirir. Bu nedenle Jane Austen’a yeni başlayacaklar için de erişilebilir bir metindir; ancak romanın mizahı, olaylardan çok anlatıcının beklentileri bozma biçiminde ortaya çıkar. Hızlı macera veya kesintisiz gizem arayanlar, eserin asıl ağırlığının Bath ve Northanger’daki konuşmalar, ziyaretler ve sosyal davranışlar olduğunu bilerek başlamalıdır.
Editoryal değerlendirme
Eserin en güçlü tarafı, Catherine’in yanılgılarını yalnızca gençlik saflığı olarak değil, okuma alışkanlıklarıyla toplumsal deneyim arasındaki gerilim olarak işlemesidir. Anlatıcı, korku romanlarının kalıplarını taklit edip sonra onları sıradan açıklamalarla bozar; fakat roman okumayı bütünüyle değersizleştirmez. Bu ikili tavır sayesinde Northanger Abbey, hem Gotik edebiyata yöneltilmiş bir parodi hem de okurun kurmacayı ciddiye alma biçimleri üzerine bir romandır.
Catherine’in gelişimi ölçülüdür: Finalde dünyayı bütünüyle çözmüş bir kahramana dönüşmez; yalnızca kanıtla kuruntu arasındaki farkı daha iyi gören, sözleri davranışlarla karşılaştıran biridir. Mutlu son bu öğrenmeyi ödüllendirirken General Tilney’nin çıkarcı tutumunu da ortadan kaldırmaz. Evlilik, kişisel bağlılıkla birlikte aile onayı, servet ve itibarın etkisini de taşır. Bu nedenle roman, hafif ve komik tonunun altında sınıf, cinsiyet ve otorite hakkında kalıcı sorular bırakır.
Kaynaklar
- Jane Austen, Northanger Abbey — Project Gutenberg: Romanın tam metni ve yazarın açıklaması.
- Jane Austen, Northanger Abbey — Standard Ebooks: Düzenlenmiş açık erişimli tam metin.
Kapanış: Catherine’in öğrendiği ölçü
Catherine’in Northanger Abbey boyunca kazandığı şey, insanların gizli niyetlerini kusursuz biçimde çözme yetisi değildir. Daha sınırlı ama daha güvenilir bir beceri edinir: bir anlatının çekiciliğiyle olayların kanıtını birbirinden ayırmak. Bath’taki parlak sohbetler, Isabella’nın sıcak görünen yakınlığı ve General Tilney’nin düzenli ev hayatı, görünüşün tek başına yeterli olmadığını gösterir. Catherine’in ilk yanılgıları bu nedenle yalnızca deneyimsizliğinden doğmaz; çevresindeki kişilerin sözleri kendi çıkarlarına göre biçimlendirebilmesinden de kaynaklanır.
Romanın ironisi, Gotik atmosferin sıradan açıklamalarla bozulmasında bitmez. Catherine manastırda gizli bir suç bulamaz; fakat General’in buyurganlığı ve çıkarcılığı gerçektir. Başka bir deyişle, genç kadının vardığı sonuç yanlıştır ama rahatsızlık duygusu tamamen temelsiz değildir. Austen burada okuru iki kolay seçeneğin dışına çıkarır: Her kuşkuyu haklı saymak da her sezgiyi çocukça kuruntu diye reddetmek de yetersizdir. Sağlıklı yargı, duygu ile kanıtı birlikte tartmayı gerektirir.
Finaldeki evlilik de bu öğrenmeyi masalsı bir ödüle indirgemez. Henry ile Catherine’in birbirlerine bağlılığı önemlidir; ancak ilişkileri General’in onayı, ailelerin maddi konumu ve toplumsal itibarla çevrelenir. General’in tutumu değişirken ahlaki bir dönüşüm geçirdiğine dair güçlü bir işaret yoktur. Bu nedenle romanın mutlu sonu, kişisel sevginin kazandığını söylerken sosyal düzenin etkisini de görünür bırakır.
Northanger Abbey’nin kalıcı gücü, Catherine’i küçümsemeden onunla birlikte gülmeyi başarabilmesidir. Okur, onun korkularını paylaşmasa bile dostlukta samimiyetin, aile içinde otoritenin ve romantik ilgide sorumluluğun nasıl ayırt edileceğini izler. Eser, roman okumayı bırakmayı değil, okuduklarımızın dünyayı açıklama biçimimizi nasıl etkilediğini fark etmeyi önerir. Bu yüzden Catherine’in hikâyesi yalnızca genç bir kadının aşkı bulması değil, kendi yargısını kurmayı öğrenmesidir. Bu ölçülü gelişim, eserin mizahını bugüne taşıyan en sağlam unsurdur: İnsanları hikâyelere sığdırmak yerine, hikâyeleri gerçek davranışlarla sınamak.
Catherine’in kendi adına konuştuğu anlar, bu gelişimin somut bir yüzünü oluşturur. Bath’ta John Thorpe, Tilneylerle yapılacak yürüyüş planını Catherine’in isteğine rağmen değiştirmeye çalışır. Eleanor’a Catherine adına ilettiği haber, genç kadının kabul etmediği bir kararı onun seçimiymiş gibi gösterir. Catherine ise Tilneylere gidip durumu açıklamaya yönelir. Burada çözülecek sorun gizli bir suç değil, kimin kimin adına konuşabileceğidir. Sahnenin ağırlığı, bir ziyaret programının ötesinde, Catherine’in sözünün başkalarınca geçersiz sayılmasından gelir. (Roman metni)
Bu çatışma, yakınlık ile karar hakkı arasındaki sınırın sınanması olarak okunabilir. Catherine’den beklenen, çevresindekileri memnun etmek uğruna daha önce verdiği sözü önemsizleştirmesidir. Oysa arkadaşlarının istediğini yapmak, başka bir arkadaşına karşı güvenilmez görünmesine yol açacaktır. Dolayısıyla mesele basitçe eğlenceli bir geziyi tercih edip etmemek değildir. Catherine, birbirine rakip beklentiler arasında kendi sorumluluğunu belirlemek zorundadır. İtirazı, çevresini yönetme isteğinden değil, kendi davranışının anlamını başkalarına bırakmayı reddetmesinden doğar. Bu ayrım, onun nezaketini edilgenlikle eşitlememek için önemlidir.
Romanın bu bölümünde baskı, açık düşmanlık biçiminde gelmez; birlikte vakit geçirme isteği ve yakınlık beklentisi içinde kendini gösterir. Isabella’nın ve James’in ısrarları, Catherine’in kararını korumasını duygusal açıdan güçleştirir. Sevdiği kişilere karşı çıkmak zorunda kalması, çatışmayı onun için ağırlaştırır. Böylece anlatı, yalnızca yabancıların aldatıcılığına değil, tanıdık insanların iyi niyet iddialarına da mesafe açar. Bir davranışın dostça sunulması, karşısındakinin isteğine gerçekten saygı gösterildiği anlamına gelmeyebilir. (Roman metni)
Bu sahnenin editoryal açıdan önemi, Catherine’in gelişimini yalnızca daha doğru düşünebilmesine bağlamamasıdır. Öğrenmek, onun için gerektiğinde konuşabilmek ve hoşnutsuzluk yaratma riskini üstlenebilmektir. Austen bu kazanımı büyük bir zafer sahnesiyle değil, gündelik bir anlaşmazlıkla görünür kılar. Catherine hâlâ çekinebilir, utanabilir ve başkalarının sevgisini kaybetmekten korkabilir; buna rağmen kararını savunabilir. Northanger Abbey’de kahramanlığın ölçüsü böylece değişir: Olağanüstü tehlikeleri yenmek kadar, sıradan ilişkiler içinde kendi sözünün sahibi kalmak da anlatılmaya değer hâle gelir.
Anlatıcı, Henry’nin Catherine’e ciddi ilgi duymaya başlamasında, genç kadının kendisine duyduğu yakınlığı fark etmesinin etkili olduğunu belirtir. (Project Gutenberg, Standard Ebooks)
Editoryal açıdan bu ayrıntı, mutlu sonu küçültmekten çok romantik anlatının alışıldık iddialarını yumuşatır. Aşk, başlangıçtan beri iki tarafı aynı ölçüde etkileyen açıklanamaz bir yazgı olarak sunulmaz; beğenilme duygusu ve zamanla gelişen yakınlık da ilişkide yer bulur. Catherine’in yanılgıları onu bütünüyle değersiz kılmadığı gibi, Henry’nin ilgisinin böyle başlaması da sonraki bağlılığını geçersizleştirmez. Austen’ın mizahı, kişileri kusursuzlaştırmadan sevmeye alan açar. Romanın sıcaklığı da buradadır: Olgunlaşmak, bütün zaaflardan kurtulmak değil, kendine ve başkalarına daha dürüst bakabilmektir.
Kaynaklar
- https://www.gutenberg.org/files/121/121-h/121-h.htm
- https://www.britannica.com/topic/Northanger-Abbey