Özetteki bölümler

Alice Harikalar Diyarında, ablasıyla nehir kıyısında oturan Alice’in, saatine bakarak telaşla koşan Beyaz Tavşan’ı izlemesiyle başlayan olağanüstü bir yolculuğu anlatır. Tavşan deliğinden aşağı inen Alice, bedeninin büyüyüp küçüldüğü, hayvanların konuştuğu ve alıştığı kuralların işlemediği bir dünyada yolunu bulmaya çalışır. Lewis Carroll’ın romanında bu karşılaşmalar, Alice’i hem çevresini hem de kim olduğunu sorgulamaya yöneltir. (Britannica)

Kısa cevap: kitap ne anlatıyor?

Alice başlangıçta merakının peşinden gider; ardından ulaşmak istediği bahçe, değişen bedeni ve karşılaştığı canlılar arasında sürekli yeni sorunlarla uğraşır. Her çözüm, beklenmedik başka bir güçlük doğurabilir. Editoryal yorum: Bu yolculuk, bir çocuğun anlam veremediği kurallarla karşılaşması ve kendi akıl yürütmesine güvenmeyi öğrenmesi üzerinden de okunabilir.

Olay örgüsü: Beyaz Tavşan’ın peşinden

Alice, yelek cebinden saat çıkaran tavşanı görünce onu izler ve ardından deliğine girer. Beklediğinden çok daha derine düşerken duvarlardaki rafları ve dolapları inceleyecek kadar zamanı olur. Aklından kedisi ve okulda öğrendiği bilgiler geçer; kendi kendine konuşmayı sürdürür.

Düşüşün sonunda kapılarla çevrili uzun bir salona ulaşır. Kapıların hepsi kilitlidir. Cam bir masada bulduğu küçük altın anahtar, perdenin ardındaki alçak kapıyı açar. Alice bu kapıdan güzel bir bahçe görür, ancak geçitten sığamayacak kadar büyüktür.

Masadaki şişeden içince küçülür. Artık kapıdan geçebilecek boydadır; ne var ki anahtarı masanın üzerinde bırakmıştır ve ona erişemez. Ardından bulduğu küçük pastayı yer. Bu kez öylesine büyür ki bahçeye ulaşması yine olanaksızlaşır. Çaresizlikle ağlamaya başlayınca gözyaşları yerde bir gölcük oluşturur.

Beyaz Tavşan yeniden göründüğünde Alice ondan yardım ister. Tavşan korkup kaçar; eldivenlerini ve yelpazesini geride bırakır. Alice yelpazeyi kullanırken yeniden küçülür ve kendi gözyaşlarının biriktiği suya düşer. Yüzerken karşılaştığı fareyle konuşmaya çalışır, fakat kedisi Dinah’tan söz ederek onu ürkütür. Birlikte kıyıya ulaşmaya çalışırken Alice’in yeni dünyanın sakinleriyle ilk anlaşmazlıkları da başlamış olur. (Özgün metin, ilk iki bölüm)

Kıyıya çıkan Alice, Fare ve öteki hayvanlarla birlikte kurumaya çalışır. Fare, ciddi bir tarih anlatısının onları kurutacağını düşünür; işe yaramayınca Dodo farklı bir çözüm önerir. Başlangıcı ve bitişi belirli olmayan bir koşu düzenlenir. Sonunda herkes kazanan ilan edilir. Ödülleri dağıtmak Alice’e düşer: Cebindeki şekerlemeleri hayvanlara verir, kendisine de kendi yüksüğü törenle sunulur.

Fare hikâyesini anlatırken Alice’in dikkati onun kuyruğuna kayar. Aralarındaki yanlış anlamalar, Fare’nin gücenerek uzaklaşmasına yol açar. Alice, kedisi Dinah’ın avcılığından söz edince kalan hayvanları da ürkütür. Kısa süre sonra hepsi çeşitli bahanelerle ayrılır ve Alice yeniden yalnız kalır.

Beyaz Tavşan geri döndüğünde Alice’i hizmetçisi Mary Ann sanarak evinden eldivenlerini ve yelpazesini getirmesini ister. Alice bu yanlışlığı düzeltmek yerine söyleneni yapmaya gider. Evin içinde bulduğu küçük şişeden içince hızla büyür ve odaya sıkışır. Bir kolunu pencereden çıkarır, bir ayağını bacaya uzatır; artık kapıdan çıkması mümkün değildir. Dışarıdakilerin seslerini duyabilir, ancak onların kendisini nasıl çıkaracaklarını bilemez.

Tavşan ve yardımcıları sorunu çözmeye uğraşır. Bacadan gönderilen kertenkele Bill, Alice’in tekmesiyle dışarı savrulur. Ardından içeri atılan çakıl taşları yerde küçük keklere dönüşür. Alice bunlardan birini yiyerek küçülür ve evden kaçar. Ormanda, kendi küçük bedenine göre dev gibi görünen bir yavru köpekle karşılaşır. Köpeğin oyununa kapılıp ezilmemek için uzaklaşır. (Özgün metin, 3–4. bölümler)

Tırtılın sorusu ve değişen beden

Alice daha sonra büyük bir mantarın üzerinde nargile içen Tırtıl’la karşılaşır. Tırtıl ona kim olduğunu sorar. Alice, gün boyunca geçirdiği değişimler yüzünden buna kesin bir cevap veremediğini anlatır. Eskiden bildiği dizeleri de doğru biçimde söyleyemez; yalnızca bedeni değil, belleğine duyduğu güven de sarsılmıştır.

Tırtıl sonunda mantarın bir yanının onu büyüteceğini, diğer yanının küçülteceğini söyler. Alice iki yandan parçalar koparır. İlk denemesinde aşırı küçülür; öteki parçayı ısırdığında ise boynu ağaçların üzerine kadar uzar. Boyunu kontrol etmenin yolunu bulmuştur, fakat doğru ölçüyü henüz tutturamamıştır. (Özgün metin, 5. bölüm; Britannica’nın eser maddesi)

Ağaçların arasından yükselen uzun boynunu gören bir güvercin, Alice’i yumurtalarını yemeye gelen bir yılan sanır. Alice insan olduğunu anlatmaya çalışır; ancak yumurta yediğini söylemesi kuşun kuşkusunu güçlendirir. Bu tartışmayı geride bırakan Alice, mantar parçalarını küçük miktarlarda yiyerek boyunu yeniden ayarlar. Ardından karşısına çıkan küçük eve girebilmek için biraz daha küçülür.

Düşes’in mutfağı ve Cheshire Kedisi

Evin mutfağında Düşes, kucağındaki bebekle oturur. Havadaki yoğun biber Alice’i hapşırtır; bebek de durmadan hapşırıp ağlar. Aşçı ise yemek hazırlarken Düşes’e ve bebeğe doğru mutfak eşyaları fırlatır. Odanın bir başka sakini, geniş sırıtışıyla dikkat çeken Cheshire Kedisi’dir.

Düşes, Kraliçe’nin kroket oyununa hazırlanmak için ayrılırken bebeği Alice’e bırakır. Alice, çocuğu bu tehlikeli ortamdan uzaklaştırmak ister. Fakat dışarı çıktıklarında bebeğin yüzü ve bedeni değişmeye başlar. Kucağındaki artık bir domuzdur. Alice onu yere bırakır; hayvan ormana doğru uzaklaşır.

Daha sonra bir ağacın üzerinde Cheshire Kedisi’yle karşılaşır. Hangi yöne gitmesi gerektiğini sorunca Kedi, yanıtın ulaşmak istediği yere bağlı olduğunu belirtir. Alice’in belirli bir hedefi yoktur. Kedi ona Şapkacı ile Mart Tavşanı’nın yaşadığı yönleri gösterir ve ikisinin de deli olduğunu söyler. Ardından yavaş yavaş görünmez olur; en son sırıtışı kaybolur. Alice, Mart Tavşanı’nı ziyaret etmeye karar verir. (Özgün metin, 5–6. bölümler)

Mart Tavşanı’nın evinde bitmeyen çay saati

Alice, evin önündeki uzun masada Şapkacı’yı, Mart Tavşanı’nı ve aralarında uyuyan Fındık Faresi’ni bulur. Masada boş yerler bulunmasına rağmen ona yer olmadığını söylerler. Alice yine de oturur. Konukseverlik beklediği bu karşılaşma, kişisel yorumlar, cevapsız sorular ve sözcüklerin anlamı üzerine tartışmalarla ilerler.

Şapkacı, kuzgunla yazı masası arasında nasıl bir benzerlik bulunduğunu sorar; fakat bilmecenin yanıtını kendisi de bilmez. Konuşma Zaman’a geldiğinde, onunla kavga ettiğini anlatır. Bu anlaşmazlıktan beri saat hep altıda kalmıştır. Dolayısıyla masadakiler için çay saati hiç bitmez; fincanları yıkamak yerine masanın çevresinde yer değiştirerek otururlar. (Britannica)

Fındık Faresi’nin anlattığı tuhaf öykü de sohbeti düzene sokmaz. Sorularıyla masadakileri kızdıran, kendisi de sürekli terslenen Alice, sonunda çay masasından ayrılır. Bir ağacın gövdesindeki kapı onu yeniden küçük kapıların bulunduğu salona çıkarır. Bu kez önce altın anahtarı alıp bahçeye açılan kapının kilidini açar; ardından mantar parçalarıyla boyunu küçültür. Başlangıçtan beri ulaşmaya çalıştığı bahçeye sonunda girer. (Özgün metin, 7. bölüm)

Kupa Kraliçesi’nin bahçesinde kuralsız kroket

Bahçede, iskambil kâğıdı biçimindeki üç bahçıvan beyaz gülleri kırmızıya boyamaktadır. Yanlış renkte gül diktiklerini Kraliçe öğrenirse öldürüleceklerinden korkarlar. Çok geçmeden Kupa Kralı, Kupa Kraliçesi ve maiyetleri görünür. Kraliçe, kendisini kızdıranlara hemen ölüm cezası buyurur. Alice onun öfkesine rağmen itiraz edebilir; bahçıvanların öldürülmesi emredildiğinde de onları büyük bir saksıya saklayarak korur.

Ardından Alice, Kraliçe’nin kroket oyununa katılır. Burada kullanılan araçların hepsi canlıdır: Flamingolar tokmak, kirpiler top yerine geçer; askerler de eğilerek topların içinden geçirileceği kemerleri oluşturur. Alice flamingosunu uygun biçimde tutmaya çalışırken kuş başını çevirir, kirpi uzaklaşır, askerler yer değiştirir. Oyuncular sıralarını beklemeden birbirleriyle tartışır. Kraliçe ise oyundaki güçlükleri çözmek yerine çevresindekileri cezalandırmakla tehdit eder. (Özgün metin, 8. bölüm; Britannica)

Cheshire Kedisi’nin başı havada belirince Alice onunla konuşarak biraz rahatlar. Ancak Kedi’nin Kral’a karşı saygılı davranmaması yeni bir anlaşmazlık doğurur. Kral onun uzaklaştırılmasını ister; Kraliçe başının kesilmesini emreder. Cellat, ortada bir gövde bulunmadığı için bu işi nasıl yapacağını sorgular. Böylece tehdit, uygulanabilirliği üzerine yürütülen tuhaf bir tartışmaya dönüşür.

Kedi’nin Düşes’e ait olduğu söylenince Düşes’in getirilmesi istenir. Fakat o çağrılırken Kedi kaybolmaya başlar; Düşes geldiğinde artık ortada kesilecek bir baş kalmamıştır.

Editoryal yorum: Alice’in uzaktan hayranlık duyduğu bahçe, vardığında huzurlu bir sığınak çıkmaz. Çay masasındaki anlaşılmaz davranışların yerini burada korkuyla yönetilen bir oyun alır. Alice ise yalnızca uyum sağlamaya çalışmaz; bahçıvanları koruyarak haksız bulduğu bir buyruğun sonuçlarına müdahale eder.

Düşes’in öğütlerinden Sahte Kaplumbağa’nın öyküsüne

Düşes bu kez Alice’e yakınlık gösterir; onunla yürürken konuşulan her şeyden ahlaki bir ders çıkarmaya çalışır. Alice, koluna girip kendisine fazlasıyla yaklaşan Düşes’in ilgisinden rahatsız olur. Söylediklerine karşılık vermeye çalışsa da sohbet sürekli başka bir öğüde bağlanır. Kraliçe ortaya çıkıp Düşes’i tehdit edince bu konuşma sona erer ve Düşes uzaklaşır.

Kroket devam ederken Kraliçe’nin cezalandırma emirleri yüzünden oyuncular giderek azalır. Ardından Kraliçe, Alice’e Sahte Kaplumbağa’yı tanıyıp tanımadığını sorar ve onun hikâyesini dinlemesini ister. Alice’i götürme görevini Grifon’a verir. Kraliçe ayrılınca Grifon, gerçekte kimsenin idam edilmediğini söyler. Birlikte yürüyerek bir kayanın üzerinde üzgün oturan Sahte Kaplumbağa’nın yanına varırlar.

Sahte Kaplumbağa, eskiden gerçek bir kaplumbağa olduğunu söyleyerek anlatmaya başlar. Deniz altında gittiği okuldan ve aldığı derslerden söz eder. Ancak okulun programı, Alice’in bildiği eğitimin tuhaf bir karşılığıdır: Ders adları sözcük oyunlarıyla değişmiş, alışıldık bilgiler bambaşka anlamlara kaymıştır. Ders süreleri de her gün biraz daha kısalır. Alice bunun nedenini sorar; aldığı açıklama yine sözcüklerin benzerliğine dayanır. (Özgün metin, 9. bölüm)

Ardından Grifon ile Sahte Kaplumbağa, ıstakozlarla yapılan bir deniz dansını anlatıp hareketlerini gösterir. Alice onların anlattıklarını anlamaya çalışır; konuşmaya katıldığında ise soruları ve deneyimleri yeni tartışmalar doğurur. Kendi yolculuğunu anlatmaya başladığında konu, Tırtıl’ın yanında yaşadıklarına gelir. Bildiği bir şiiri yeniden söylemesi istendiğinde dizeler bir kez daha beklediğinden farklı çıkar.

Sahte Kaplumbağa daha sonra çorbayı öven bir şarkı söyler. Şarkı henüz bitmeden uzaktan duruşmanın başladığını bildiren bir ses duyulur. Grifon, Alice’in elinden tutarak aceleyle koşmaya başlar. Alice hangi davaya gidildiğini sorsa da açıklayıcı bir yanıt alamaz. Deniz kıyısındaki sohbet böylece yarıda kalır. (Özgün metin, 10. bölüm)

Editoryal yorum: Düşes’in öğütleriyle Sahte Kaplumbağa’nın okul anıları, öğretici görünmenin her zaman anlaşılır konuşmak anlamına gelmediğini düşündürür. Alice ise karşısındakileri hemen onaylamak yerine soru sormayı sürdürür; merakı, bu karşılaşmalarda hem iletişim kurmasını sağlar hem de anlaşmazlık yaratır.

Kupa Valesi’nin yargılandığı duruşma

Alice ile Grifon mahkemeye ulaştığında Kupa Valesi sanık olarak beklemektedir. Suçlama, Kraliçe’nin yaptığı turtaları çalmasıdır. Kupa Kralı yargıçlık yapar; Beyaz Tavşan suçlamayı okur. Ortadaki masada duran turtalar Alice’in dikkatini çeker, ancak duruşmanın işleyişi giderek daha anlaşılmaz hâle gelir.

İlk tanık Şapkacı, elinde çay fincanı ve tereyağlı ekmeğiyle gelir. Kral’ın tehditleri altında konuşması karışır; anlattıkları suçu aydınlatmaz. Ardından çağrılan Düşes’in aşçısı, turtaların içeriğine ilişkin soruya biber yanıtını verir. Tanıklıklar, olayları açıklamak yerine yeni bir kargaşa yaratır.

Bu sırada Alice yeniden büyümeye başlamıştır. Tanık olarak çağrıldığında eteğiyle jüri kürsüsünü devirir; üyeleri toparlayıp yerlerine koyar. Kral’ın sorularına ise dava hakkında hiçbir şey bilmediğini söyleyerek karşılık verir. Mahkeme, bu bilgisizliğin önemli olup olmadığı konusunda bile tutarlı davranamaz. (Özgün metin, 11–12. bölümler)

Final ve spoiler uyarısı: Alice Harikalar Diyarında nasıl biter?

Bu bölüm romanın sonunu açıklar.

Kral, çok uzun boyluların mahkemeden ayrılmasını gerektiren bir kural öne sürerek Alice’i uzaklaştırmaya çalışır. Alice, kuralı o anda uydurduğunu söyleyerek karşı çıkar. Daha sonra sunulan imzasız dizelerin de suçla bağlantısı gösterilemez; buna rağmen Kral bunları Vale’nin aleyhine yorumlar.

Kraliçe, jüri kararından önce cezanın belirlenmesini ister. Alice bu işleyişi açıkça reddeder. Kraliçe onun başının kesilmesini emrettiğinde artık korkmaz; karşısındakilerin yalnızca iskambil kâğıtları olduğunu söyler. Kartlar üzerine doğru uçuşurken Alice uyanır. Başı, nehir kıyısında oturan ablasının dizindedir. Harikalar Diyarı’ndaki yolculuğunun bir rüya olduğu anlaşılır. (Britannica)

Alice rüyasını ablasına anlatıp çaya gider. Roman burada hemen kapanmaz: Ablası, duyduklarını hayalinde canlandırır ve Alice’in büyüdüğünde de çocukluğunun sevgi dolu yüreğini koruyabileceğini düşünür. Böylece son bölüm, mahkemenin gürültüsünden sakin bir çocukluk düşüncesine geçer. (Özgün metin, 12. bölüm)

Editoryal yorum: Alice’in değişimi yalnızca büyüyen bedeniyle açıklanmaz. Başlangıçta çevresindeki kuralları anlamaya çalışan çocuk, sonunda tutarsız buyruklara açıkça karşı çıkabilmektedir. Uyanış, bu cesaretin geliştiği hayal dünyasını kapatır.

Karakterler ve değişimleri: Alice ve karşılaştığı kişiler

Alice meraklıdır; karşılaştığı kişileri anlamaya çalışır, fakat konuşurken onların duygularını her zaman hesaba katmaz. Fare’ye ve kuşlara kedisi Dinah’tan söz etmesi bunun belirgin örneğidir. Tırtıl’ın kimlik sorusu karşısındaki kararsızlığı ile mahkemede uydurma kurala itiraz edişi ise aynı karakterin farklı durumlarda verdiği tepkileri gösterir. (Özgün metin, 3, 5 ve 12. bölümler)

Diğer karakterlerin çoğu Alice gibi bir değişim çizgisi izlemez. Beyaz Tavşan telaşı ve üstlerinden çekinmesiyle öne çıkar. Tırtıl kısa, mesafeli yanıtlar verir; Cheshire Kedisi soruları kesin bir çözüme bağlamak yerine yeni belirsizlikler açar. Şapkacı ile Mart Tavşanı’nın konuşmaları alışılmış sohbet düzenini bozar. Kupa Kralı ve Kraliçesi ise yönetme yetkisini tutarlı kurallara dayandıramaz.

Editoryal yorum: Alice’in gelişimi, her karşılaşmadan doğru bir ders çıkarması değildir. Başlangıçta başkalarının bildiğini varsaydığı düzeni anlamaya uğraşırken giderek o düzenin geçerliliğini sorgular. Merakı sürer; değişen, kendisinden emin konuşan kişilerin söylediklerini kabul etme biçimidir. Bu nedenle onu kusursuz bir örnek çocuk olarak değil, yanılarak ve itiraz ederek yol alan bir kahraman olarak okumak daha açıklayıcıdır.

Ana fikirler ve temalar: kimlik, dil ve otorite

Romanın mantık oyunları ve anlamsızlık mizahı, tek bir ahlak dersine indirgenemeyen bir anlatı kurar. (Britannica’nın eser maddesi) Aşağıdaki temalar, olaylardan hareketle yapılan editoryal okumalardır:

  • Kimlik ve büyüme: Bedenindeki değişiklikler Alice’in kendini tanımlamasını zorlaştırır. Büyümek, burada kişinin kendisi hakkında bildiklerini yeniden yoklamasıyla birlikte düşünülebilir.
  • Dil ve anlaşma: Çay sohbeti ve Sahte Kaplumbağa’nın ders adları, sözcüklerin anlamlarıyla oynar. Yanlış anlaşılma yalnızca iletişim engeli değil, mizahın da kaynağıdır.
  • Otorite ve adalet: Mahkemedeki keyfî uygulamalar, yetki sahibi olmanın haklı olmak anlamına gelmediğini düşündürür. Alice’in itirazı bu ayrımı görünür kılar.
  • Merak ve hayal gücü: Alice’in soruları yolculuğu sürdürür. Eserin ana fikri, merakı korurken dayatılan açıklamaları sorgulama cesareti olarak yorumlanabilir; ancak bu, romanın mümkün olan tek okuması değildir.

Yazar ve bağlam: Lewis Carroll’un anlatı dünyası

Lewis Carroll, matematikçi Charles Lutwidge Dodgson’ın edebiyatta kullandığı addır. Alice Harikalar Diyarında ilk kez 1865’te yayımlanmıştır. (Britannica; Poetry Foundation)

Editoryal yorum: Yazarın matematikle ilişkisi, romandaki her tuhaflığın çözülebilir bir bilmece olduğu anlamına gelmez. Mantık oyunlarını, gündelik dilin ve alışkanlıkların ne kadar kolay sarsılabildiğini gösteren edebî tercihler olarak değerlendirmek daha yerindedir. Anlatı, doğru cevapları sıralamak yerine bildiğimizi sandığımız şeyleri beklenmedik durumlarda yeniden sorgulatır.

Kimler okumalı?

Fantastik karşılaşmalardan, kelime oyunlarından ve beklenmedik konuşmalardan hoşlanan çocuklar ile gençler için ilgi çekici bir eserdir. Yetişkin okurlar da görgü kuralları, eğitim ve otorite üzerine kurulabilecek farklı yorumlarla karşılaşır. Buna karşılık her olayın açıklığa kavuşmasını, karakterlerin tutarlı davranmasını ve tek bir ders çıkarılmasını bekleyenler anlatıyı yadırgayabilir.

Kraliçe’nin ceza tehditleri ve Alice’in bedensel dönüşümleri, küçük yaştaki bazı okurlara ürkütücü gelebilir. Kitabın neşeli görünümünün yanında huzursuzluk yaratan bir tarafı da vardır. Bu karşıtlık, mizahın zaman zaman neden rahatlatmak yerine şaşırttığını da açıklar.

Editoryal değerlendirme: Şaşkınlıktan kendi yargısına

Romanın en güçlü yanı, Alice’in şaşkınlığını yalnızca anlatmakla kalmayıp okura da yaşatmasıdır. Bir konuşmanın ortasında değişen anlamlar, açıklama beklerken ortaya çıkan yeni sorular ve uygulanamayan kurallar, okurun alışıldık beklentilerini bozar. Bölümleri birleştiren şey, belirli bir hedefe doğru kesintisiz ilerleyişten çok Alice’in karşılaşmalar boyunca sürdürdüğü meraktır.

Bu yapı kimi okura dağınık gelebilir; ancak rüya atmosferinin temelini de aynı sıçramalar oluşturur. Alice’in sonunda itiraz edebilmesi, bütün soruları çözmesinden daha önemlidir. Eser bu açıdan, büyümeyi her şeyi bilmekle değil, kendinden emin konuşanlar karşısında kendi yargısını kullanabilmekle ilişkilendiren bir okumaya açıktır.

Yine de kitabın değerini yalnızca bu mesaja bağlamak, mizahını ve dilsel yaratıcılığını daraltır. Harikalar Diyarı, açıklanıp kapatılacak bir ders değil; farklı yaşlarda başka ayrıntıları fark edilebilen, şaşırma duygusunu canlı tutan bir kurmaca dünyadır.

Başvuru

Kaynaklar

  1. www.gutenberg.org
  2. www.britannica.com