Özetteki bölümler

Jules Verne’in 80 Günde Devriâlem romanı, Londralı Phileas Fogg’un dünyayı seksen günde dolaşabileceği üzerine girdiği bahsi ve uşağı Passepartout ile çıktığı yolculuğu anlatır. Trenler ve buharlı gemilerle ilerleyen ikili, gecikmelerle, tehlikelerle ve Fogg’u banka soyguncusu sanan Dedektif Fix’in takibiyle karşılaşır. Yolculuğun gerilimi, belirlenen süreyi aşmadan yeniden Londra’ya ulaşma hedefinden doğar.

Olay örgüsü: Londra’daki düzen ve büyük bahis

Fogg, Londra’daki hayatını kesin saatlere ve değişmeyen alışkanlıklara göre sürdürür. Reform Kulübü’ne gider; günlük düzeninden kolay kolay sapmaz. Yeni uşağı Fransız Jean Passepartout ise hareketli geçmişinin ardından sakin bir işe yerleştiğini düşünür. Efendisinin düzenli yaşamı ona güven verir. Bu beklenti, aynı gün ortaya çıkacak yolculuk kararıyla boşa çıkar.

Reform Kulübü’nde bir banka soygununa ilişkin konuşma, ulaşım olanaklarının dünyayı ne kadar küçülttüğü tartışmasına dönüşür. Fogg, mevcut tren ve gemi bağlantılarıyla dünyanın seksen günde dolaşılabileceğini savunur. Arkadaşları olası gecikmeleri öne sürerken o hesabına güvenir ve yirmi bin sterlinlik bir bahse girer. Süre dolmadan yeniden Londra’da, kulüpte bulunması gerekmektedir.

Fogg, bu iddiayı gerçekleştirmek için beklemez; hemen yola çıkmaya hazırlanır. Passepartout, yeni evindeki görevlerine alışamadan efendisine eşlik etmek zorunda kalır. Yanlarına büyük bir bagaj almazlar; yolculuğun giderlerini karşılayacak para ve az miktarda eşya yeterli görülür. Böylece sakin bir ev hayatı bekleyen uşak, kendisini kıtalar arasında uzanacak bir yarışın içinde bulur.

Süveyş’te başlayan takip

Avrupa’yı geçip gemiyle Süveyş’e ulaşan yolcuları burada Dedektif Fix beklemektedir. Fix, Fogg’un görünüşünün aranan banka soyguncusunun tarifine uyduğunu düşünür. Yanındaki para ve hızla uzaklaşması da kuşkusunu artırır. Ancak Fogg’un suçlu olduğu düşüncesi, dedektifin varsayımıdır; kanıtlanmış bir gerçek değildir.

Fix, gerekli tutuklama emrinin gelmesini beklerken Fogg’u gözetler ve Passepartout’dan bilgi edinmeye çalışır. Böylece ulaşım takvimine karşı yarışa, Fogg’un henüz bilmediği bir takip eklenir.

Kaynaklar

Hindistan’da kesilen demiryolu ve fil yolculuğu

Mongolia gemisiyle Bombay’a ulaşan Fogg ve Passepartout, yolculuğun Hindistan bölümüne hazırlanır. Geminin erken varması sayesinde Fogg’un elinde küçük bir zaman avantajı vardır. Passepartout, kenti gezerken giriş kurallarını bilmediği bir tapınağa ayakkabılarıyla girer. Görevlilerle yaşadığı arbede sonrasında uzaklaşmayı başarır. Ancak geride bıraktığını sandığı bu olay, Kalküta’da yeniden karşısına çıkacaktır.

İkili, Kalküta’ya giden trene biner. Yolculuk sırasında İngiliz subayı Sir Francis Cromarty ile tanışırlar. Gazetelerdeki bilgilere güvenilerek yapılan hesap, demiryolunun henüz tamamlanmadığının anlaşılmasıyla sarsılır. Yolcuların rayların eksik olduğu bölümü başka bir yolla aşması gerekmektedir. Fogg, beklemek yerine bir fil satın alır ve yerel bir rehber tutar. Böylece tren yolculuğu, ormanlık arazide ilerleyen küçük bir grubun zamana karşı yarışına dönüşür.

Aouda’nın kurtarılması ve Kalküta’daki dava

Yolda karşılaştıkları bir cenaze alayı, onları Aouda’nın durumundan haberdar eder. Genç kadın, ölen kocasıyla birlikte yakılmaya zorlanmaktadır. Rehber, Aouda’nın varlıklı bir ailenin kızı olduğunu, anne babasını kaybettikten sonra yaşlı bir hükümdarla evlendirildiğini anlatır. Kadının bu törene katılması kendi seçimi değildir.

Fogg, programındaki zaman payını kullanarak onu kurtarmayı önerir. İlk kurtarma girişimleri, Aouda’nın tutulduğu yerdeki sıkı gözetim yüzünden sonuçsuz kalır. Gruptakiler gece boyunca başka bir fırsat kollar.

Kurtuluşu sağlayan hamle Passepartout’dan gelir. Ölen hükümdarın yerine geçip onun canlandığı izlenimini yaratarak törene katılanları şaşırtır ve Aouda’yı bulunduğu yerden çıkarır. Grup, bu şaşkınlıktan yararlanarak uzaklaşır. Aouda da yolculara katılır. Kendine geldikten sonra Hong Kong’da bir akrabası bulunduğunu anlatır; Fogg, onu oraya götürmeyi kabul eder.

Yolcular Allahabad’da yeniden trene geçerek Kalküta’ya varır. Fakat burada, Bombay’daki tapınak olayı nedeniyle Fogg ve Passepartout mahkemeye çıkarılır. Fix, bu davanın onları Hindistan’da tutacağını umar. Fogg ise yüksek bir kefalet ödeyerek serbest kalmalarını sağlar. Böylece Aouda’yla birlikte Hong Kong’a giden Rangoon gemisine yetişirler. (Romanın X–XV. bölümleri)

Hong Kong’da değişen planlar

Rangoon, kötü hava nedeniyle zaman kaybeder; Hong Kong’a varıldığında bir sonraki gemi bağlantısının kaçırılmış olması beklenir. Ancak Yokohama’ya gidecek Carnatic’in onarım yüzünden limanda bekletildiği anlaşılır. Bildirilen yeni kalkış saati ertesi sabahtır. Böylece Fogg’un yolculuğu sürdürmesi için bir fırsat doğar. Passepartout da gecikmenin sandığı kadar ağır bir sonuç yaratmadığını düşünerek rahatlar.

Fogg burada Aouda’nın akrabasını arar. Fakat genç kadının sığınmayı umduğu yakınının artık Hong Kong’da yaşamadığını, Hollanda’ya yerleştiğini öğrenir. Bu haber, Aouda’nın yolculuk sonrasına ilişkin planını değiştirir. Fogg onu yalnız bırakmak yerine Avrupa’ya kadar kendileriyle gelmesini önerir. Aouda teklifi kabul eder. Böylece Hong Kong, onun için yolculuğun biteceği yer olmaktan çıkar.

Passepartout, Carnatic’te yer ayırtmaya gittiğinde önemli bir değişiklik öğrenir: Onarım beklenenden erken tamamlanmıştır ve gemi ertesi sabahı beklemeyecek, aynı akşam hareket edecektir. Efendisine hemen haber vermesi gerekir. Fakat yanında bulunan Fix, bu bilginin Fogg’a ulaşmasını engellemek ister.

Fix’in tuzağı ve Passepartout’nun ayrılması

Fix’in beklediği tutuklama emri hâlâ gelmemiştir. Fogg’un Hong Kong’dan ayrılması, onu İngiliz yönetimi altındaki bir yerde yakalama fırsatını tehlikeye atacaktır. Dedektif, Passepartout’yu bir meyhanede oyalarken gerçek görevini açıklar; Fogg’u banka soyguncusu sandığını söyleyerek işbirliği yapmasını ister.

Passepartout bu suçlamaya inanmaz ve efendisine karşı çalışmayı reddeder. O zamana kadar Fix’in yolculuğa neden karıştığını yanlış yorumlamış olan uşak, artık karşısındaki kişinin niyetini öğrenmiştir. Ancak bu bilgiyle hemen harekete geçemez. İçkinin ardından Fix’in verdiği afyonlu piponun etkisiyle kendinden geçer ve değişen kalkış saatini Fogg’a bildiremez.

Passepartout daha sonra kendine geldiğinde Carnatic’i hatırlar ve güçlükle gemiye yetişir. Fogg ile Aouda’nın da gemide olduğunu düşünmektedir; oysa ikisi eski hareket saatine güvenerek Hong Kong’da kalmıştır. Sabah limana gelen Fogg, Carnatic’in çoktan ayrıldığını öğrenir. Passepartout da ortada yoktur. Böylece yolcular, birbirlerinin durumunu bilmeden ayrı düşer.

(Romanın XVI–XXII. bölümleri; Fransızca özgün metin)

Şanghay bağlantısı için Tankadere yolculuğu

Fogg, kaptan John Bunsby’nin küçük yelkenlisi Tankadere ile Şanghay’a gitmek üzere anlaşır. Yokohama’ya doğrudan yetişmek mümkün görünmese de Şanghay’dan kalkacak Amerika vapuruna ulaşmak için hâlâ bir fırsat vardır. Bu bağlantı, kaçırılan Carnatic’in yerine yeni bir güzergâh sağlayacaktır. Aouda ve Fix de Fogg’la birlikte yola çıkar.

Yolculuk sırasında şiddetli hava koşulları hesapları yeniden tehlikeye atar. Bunsby güvenli bir limana yönelmeyi önerse de Fogg ilerlemekte ısrar eder. Küçük tekne fırtınayla mücadele ederken zaman daralır. Şanghay’a ulaşmak tek başına yeterli değildir; önemli olan vapur ayrılmadan bağlantıyı yakalamaktır. Sonunda limandan çıkan gemiye tehlike işareti verirler. Vapurun durmasını sağlayıp ona geçerler ve Yokohama’ya giden yol yeniden açılır.

Fix de bu çözümden yararlanır. Fogg ise birlikte yolculuk ettiği adamın polis olduğunu hâlâ bilmemektedir.

Yokohama’da yeniden buluşma

Bu sırada Passepartout, Carnatic’te efendisiyle Aouda’nın bulunmadığını öğrenmiş ve Japonya’ya tek başına ulaşmıştır. Fix’in oyununu hatırlar, fakat aralarındaki ayrılığı hemen giderecek bir imkânı yoktur. Yokohama’da parasız kalınca önce yiyecek bulmaya çalışır. Üzerindeki giysileri daha ucuz kıyafetlerle değiştirerek karnını doyuracak para elde eder.

Ardından Batulcar’ın gösteri topluluğunda iş bulur. Geçmişindeki akrobatlık deneyimi, yabancı bir şehirde geçimini sağlamasına yardımcı olur. Uzun takma burunlarla yapılan gösteride görev alırken seyirciler arasında Fogg’u görür. Heyecanla yerini terk edip efendisine koşunca akrobatların oluşturduğu düzen bozulur. Böylece yeniden buluşmaları hem sevinçli hem de komik bir sahneye dönüşür.

Fogg, topluluk sahibinin zararını karşılayarak uşağını yanına alır. Aouda’yla birlikte üçlü yeniden bir aradadır. Artık önlerinde Büyük Okyanus’u aşacakları General Grant yolculuğu ve San Francisco vardır.

Gemide Passepartout, Fix’le yeniden karşılaşır ve Hong Kong’daki tuzağın hesabını sorar. Dedektif artık yolculuğu geciktirmek değil, Fogg’u İngiltere’de tutuklayabilmek için dönüşünü hızlandırmak istemektedir. Bu nedenle aralarında geçici bir uzlaşma oluşur: Passepartout, efendisinin ilerlemesine engel olmadığı sürece Fix’in varlığına katlanacaktır.

(Romanın XX–XXIV. bölümleri; Fransızca özgün metin)

Amerika’da demiryolu yolculuğu ve çöken köprü

San Francisco’da Fogg ile Albay Proctor arasında bir tartışma çıkar. Bu karşılaşma, ileride tren yolculuğunda yeniden karşılarına çıkacak bir gerilimin başlangıcıdır. Fogg, Aouda ve Passepartout, Amerika’yı batıdan doğuya geçmek üzere trene biner; Fix de onlarla birlikte yolculuğu sürdürür. Hedefleri, New York’tan Atlantik’i aşacak gemiye yetişmektir. Bunun için demiryolundaki her gecikme önem taşır; kıtayı aşmak, yolculuğun tamamlanmasına değil, son deniz bağlantısına ulaşmalarına hizmet edecektir.

Ancak rayların döşenmiş olması, güzergâhın sorunsuz işleyeceği anlamına gelmez. Raylardan geçen büyük bir bizon sürüsü yüzünden tren beklemek zorunda kalır. Ardından, geçmeleri gereken bir köprünün treni taşıyamayacak kadar dayanıksız olduğu haberi gelir.

Makinist, köprüye yüksek hızla girerek karşıya ulaşabileceklerini savunur. Passepartout ise önce yolcuların yürüyerek geçirilmesini, trenin daha sonra boş olarak ilerlemesini düşünür; fakat önerisini dinletemez. Tren hızlanarak köprüyü aşar ve yapı hemen arkalarından çöker. Yolcular kurtulmuştur, ancak geçişin ne kadar tehlikeli olduğu da ortaya çıkmıştır.

Siyu savaşçılarının saldırısı ve kurtarma kararı

Proctor’un aynı trende bulunduğunun anlaşılmasıyla Fogg’un kişisel çatışması yeniden gündeme gelir. Aralarındaki düello hazırlığı, trene düzenlenen saldırıyla kesilir. Romanda Siyu savaşçıları olarak tanımlanan saldırganlar vagonlara girerken yolcular kendilerini savunmaya çalışır.

Passepartout, vagonların altından ilerleyerek lokomotifle bağlantıyı ayırır. Böylece kontrolden çıkan lokomotif uzaklaşırken vagonların durdurulması mümkün olur. Yakındaki Fort Kearney’den gelen askerlerin yardımıyla saldırı püskürtülür. Fakat Passepartout ile iki yolcunun kayıp olduğu anlaşılır; saldırganlar onları yanlarında götürmüştür.

Fogg, uşağını geride bırakarak yoluna devam etmeyi kabul etmez. Bir grup askerle birlikte kaçırılanları aramaya çıkar. Aouda ve Fix ise istasyonda bekler. Fogg, ertesi sabah Passepartout ve diğer iki yolcuyla geri döner. Kurtarma başarıya ulaşmıştır; buna karşılık tren çoktan ayrılmış, yolculuk takvimi yeniden bozulmuştur. Artık önlerinde yalnızca kaybedilen zamanı hesaplamak değil, demiryolu bağlantısının yokluğunda ilerlemenin başka bir yolunu bulmak vardır.

(Romanın XXV–XXX. bölümleri; Fransızca özgün metin)

Rüzgârla ilerleyen kızak ve New York’taki gecikme

Fix, kar üzerinde rüzgâr gücüyle ilerleyen bir kızakla Omaha’ya ulaşabileceklerini söyler. Mudge adlı sürücünün kullandığı bu araç, trenin kaçırılmasıyla ortaya çıkan ulaşım sorununa geçici bir çözüm sunar. Fogg teklifi kabul eder; Aouda, Passepartout ve Fix’le birlikte yola çıkar. Güçlü rüzgâr, kızağın açık arazide hızla ilerlemesini sağlar. Fakat yolcular bu kez dondurucu soğukla ve hava koşullarına bağımlı bir ulaşım biçimiyle mücadele eder.

Omaha’da yeniden demiryoluna bağlanırlar. Chicago üzerinden New York’a varırlar, ancak Liverpool’a gidecek China gemisi çoktan hareket etmiştir. Amerika boyunca gösterdikleri çaba, planlanan Atlantik bağlantısını yakalamaya yetmez. Fogg’un önünde artık tarifeli seferleri izlemekten farklı bir sorun vardır: Kalan süre içinde kendisini İngiltere’ye götürecek başka bir gemi bulmak zorundadır.

Henrietta’da değiştirilen rota ve yakıt sorunu

Limanda Henrietta adlı buharlı gemiyi bulan Fogg, kaptanı Andrew Speedy’yle görüşür. Gemi Liverpool’a değil Bordeaux’ya gitmektedir; kaptan rotasını değiştirmeyi kabul etmez. Fogg, kendisi ve üç yol arkadaşı için yüksek bir ücret ödeyerek Bordeaux’ya yolcu olarak alınmalarını sağlar.

Denize açıldıktan sonra mürettebatı para karşılığında kendi yanına çeker. Speedy kamarasına kapatılır; Fogg geminin yönetimini üstlenerek Liverpool’a yönelir. Böylece başlangıçtaki yolculuk anlaşması, kaptanın iradesi dışında değiştirilmiş olur.

Henrietta hızla ilerlerken kömürün yolculuğun sonuna kadar yetmeyeceği anlaşılır. Fogg, Speedy’yle yeniden pazarlık ederek gemiyi satın alır; gövde ve makinelerin kaptanda kalması koşulunu kabul eder. Böylece yakıt sağlamak için geminin ahşap bölümlerini kullanabilir. Sökülen parçalar ocaklarda yakılırken yolculuk sürer. Geminin üst yapısı giderek eksilir, ancak makineleri çalışmaya devam eder.

İrlanda kıyılarına yaklaşınca Fogg, Queenstown’da karaya çıkıp trenle Dublin’e geçmeyi planlar. Oradan Liverpool’a ulaşmak, gemiyle bütün yolu sürdürmekten daha hızlı olacaktır. Okyanusun aşılması son engelin de ortadan kalktığı anlamına gelmez; Londra’daki Reform Kulübü’ne zamanında dönmesi gerekmektedir.

(Romanın XXXI–XXXIII. bölümleri; Fransızca özgün metin)

Liverpool’da tutuklanma ve görünürdeki yenilgi

Queenstown’da karaya çıkan Fogg, tren ve gemi bağlantılarıyla Liverpool’a ulaşır. Ancak İngiltere’ye dönmesi, Fix’in beklediği tutuklamayı mümkün kılar. Dedektif, onu banka soygunu şüphesiyle tutuklar. Kıtaları aşan yolculuğun son aşamasında bu kez ulaşım araçları değil, yanlış bir suçlama ilerlemelerini engeller.

Gerçek soyguncunun yakalandığı haberi gelince Fix hatasını kabul eder ve Fogg serbest kalır. Fogg özel bir tren tutar; buna rağmen Londra’ya, kendi hesabına göre kararlaştırılan saatten beş dakika sonra ulaşır. Bahsi kaybettiğine inanarak evine döner. Dünya turunu tamamlamıştır, ama zamanında bitiremediğini düşünmektedir. Yol boyunca göze aldığı tehlikelerin ve yaptığı harcamaların ardından, artık servetini de yitirdiğine inanmaktadır.

Final ve spoiler uyarısı: Fogg’un gözden kaçırdığı gün

Ertesi gün Aouda, Fogg’a evlenme teklif eder. Fogg da onu sevdiğini söyleyerek kabul eder ve Passepartout’yu nikâh hazırlığı için bir din görevlisiyle görüşmeye gönderir. Passepartout burada beklenmedik gerçeği öğrenir: İçinde bulundukları gün, sandıkları gibi pazar değil cumartesidir. Hemen eve koşarak haber verir; takvim hesaplarında bir günlük yanlışlık vardır.

Yanılgının nedeni, dünya çevresindeki yolculuğu doğuya doğru yapmalarıdır. Bu yönde ilerlerken karşılaştıkları yerel saat farklarının toplamı, tam tur sonunda yirmi dört saate ulaşmıştır. Fogg ile arkadaşları tarih hesabında bu farkı gözden kaçırmış, kendilerini gerçekte olduklarından bir gün ileride sanmıştır. Başka bir deyişle, fazladan zaman yaratılmamış; Londra’nın takvimine göre henüz dolmamış bir süre, yanlışlıkla bitmiş kabul edilmiştir.

Fogg, Reform Kulübü’ne yetişir ve belirlenen sürenin son anında içeri girerek bahsi kazanır. Böylece Londra’ya geç kaldığını düşündüren beş dakikalık gecikme belirleyici olmaktan çıkar. Yirmi bin sterlinlik ödülü kazanmıştır; ancak yolculuk giderleri kazancının büyük bölümünü tüketir. Fogg ile Aouda evlenir.

Editoryal yorum: Final, başarıyı yalnızca parayla ölçmeyi güçleştirir. Başlangıçta düzenini ve hesabını koruyan Fogg, yolculuk boyunca başkaları için zamanını tehlikeye atmış; dönüşünde ise hayatını paylaşacağı bir insan bulmuştur.

(Romanın XXXIV–XXXVII. bölümleri; Fransızca özgün metin)

80 Günde Devriâlem karakterleri ve değişimleri

Phileas Fogg: Dakikliği, suskunluğu ve değişmeyen alışkanlıklarıyla tanınır. Yolculuk sırasında ise yalnızca bağlantıları yetiştirmekle uğraşmaz; Aouda’nın kurtarılması ve Passepartout’nun bulunması için zamanını, parasını ve güvenliğini tehlikeye atar. Bahsin gerektirdiği hız, bütün kararlarını belirleyen tek ölçüt değildir.

Jean Passepartout: Başlangıçta sakin ve düzenli bir iş ararken kendisini sürekli değişen koşulların içinde bulur. Merakı ve tedbirsizliği bazı sorunlara zemin hazırlar; çevikliği, cesareti ve eski deneyimleri de güçlükleri aşmasına yardım eder. Fix’in suçlamasını reddeder, tren saldırısında yolcuları kurtaracak müdahaleyi yapar.

Aouda: Kurtarılmasının ardından yolculuğa katılır; Fogg’un karşılaştığı tehlikeler ve uğrayabileceği kayıplar karşısında kaygılanır. Son bölümde duygularını açıkça dile getirerek ortak gelecekleri konusunda girişimde bulunur. Böylece yalnızca başkalarının kararlarına bağlı kalan bir yol arkadaşı olarak kalmaz.

Dedektif Fix: Fogg’u banka soyguncusu sanarak izler. Önce yolculuğu yavaşlatmaya, daha sonra onu İngiltere’ye ulaştırmaya çalışır; iki davranışın da amacı tutuklamadır. Gerçek suçlunun yakalandığı anlaşılınca takibini dayandırdığı varsayım çöker.

Editoryal yorum: Fogg’un gelişimini, duygusuz birinin birdenbire merhamet kazanması olarak okumak eksik kalır. Yardımseverliği yol boyunca davranışlarıyla görünür hâle gelir; asıl değişiklik, kapalı gündelik düzeninin dostluğa ve sevgiye açılmasıdır. Passepartout’yla ilişkisi de yalnızca görev alışverişi olmaktan çıkarak karşılıklı bağlılık kazanır. Aouda’nın girişimi bu duygusal açılmayı tamamlar. Fix ise kararlılığın tek başına erdem olmadığını gösteren bir karşı örnek olarak okunabilir: Yanlış bir kabule bağlılık, başkasına zarar verebilir.

Ana fikirler ve temalar: zaman hesabı ile insani sorumluluk

Tematik okuma: Roman, plan yapmayı değersizleştirmez; Fogg’un soğukkanlılığı birçok engelin aşılmasını sağlar. Bununla birlikte iyi bir planın her koşulu kapsayamayacağını gösterir. Hava, ulaşım arızaları, şiddet ve yanlış suçlamalar hesapları bozar. Belirleyici soru yalnızca zamanında varmak değil, yetişmeye çalışırken başkalarına nasıl davranıldığıdır. Bu bakımdan yolculuğun başarısı, takvim hesabıyla ahlaki tercihlerin aynı çizgide ilerlemediği anlarda sınanır.

(İngilizce tam metin · Fransızca özgün metin)

Dünyayı dolaşmak ile dünyayı tanımak romanda aynı şey değildir. Fogg, geçtiği yerleri çoğunlukla süreler ve bağlantılar üzerinden değerlendirirken Passepartout çevresindeki insanlara, sokaklara ve gösterilere daha meraklı yaklaşır. Editoryal yorum: Bu karşıtlık, hızın deneyimi zenginleştirebildiği kadar daraltabildiğini de düşündürür. Çok yerden geçmek, o yerleri anlamaya yetmez. Yolculuğun kişisel değeri, kat edilen mesafeden çok karşılaşmaların insanın hayatında bıraktığı izlerle belirginleşir.

Yazar ve bağlam: Jules Verne’in ulaşım dünyası

Jules Verne’in 80 Günde Devriâlem romanı, 19. yüzyılın ulaşım olanaklarıyla birbirine bağlanan bir dünyayı sahneye taşır. Buradaki teknik olanaklar, tek bir olağanüstü icattan çok trenlerin, buharlı gemilerin, limanların ve sefer tarifelerinin birlikte işlemesine dayanır. Ancak bu ağ kusursuz değildir: Her aktarma, yeni bir gecikme ihtimali yaratır. Yazar böylece coğrafi bilgiyi yalnızca açıklama amacıyla kullanmaz; mesafeleri ve güzergâhları doğrudan gerilimin parçasına dönüştürür. Okur, kahramanların nerede bulunduğu kadar bir sonraki bağlantıya nasıl ulaşacağını da izler.

(Fransızca özgün metin · İngilizce tam metin ve yazar bilgisi)

Bağlama ilişkin editoryal değerlendirme: Romanın farklı toplumları sunuş biçimi eleştirel dikkat gerektirir. Özellikle Hindistan’daki kurtarma sahnesi ve Amerika’daki yerli toplulukların tasviri, Avrupa merkezli bakışın ve kültürel kalıp yargıların izlerini taşır. Anlatıcının betimlemeleri, bu toplumlar hakkında tarafsız tarihsel bilgi gibi okunmamalıdır. Maceranın sürükleyiciliğini takdir etmek, temsil ettiği bütün bakış açılarını benimsemek anlamına gelmez.

Kimler okumalı?

Yolculuk, beklenmedik engeller ve çözüm arayışlarıyla ilerleyen maceraları seven çocuklar, gençler ve yetişkinler için ilgi çekici bir eserdir. Coğrafyaya ve ulaşım araçlarına merak duyan okurlar, güzergâhın her değişiminde yeni bir problemle karşılaşır. Mizah arayanlar için de Passepartout’nun şaşkınlıkları ve girişimleri anlatıya canlılık katar.

Çocuk okurlar için seçilen baskının tam metin mi, kısaltılmış uyarlama mı olduğuna bakmak yararlıdır. Kültürel betimlemeler ve şiddet içeren sahneler, gerektiğinde bir yetişkinle konuşularak değerlendirilebilir. Kitabın düşündürücü yanı yalnızca yarışın sonucu değildir; kazanma isteğinin hangi durumlarda başkasına karşı sorumluluğun gerisinde kalması gerektiğidir.

Editoryal değerlendirme

Romanın güçlü yanı, okurun bildikleriyle Fogg’un bilmedikleri arasındaki farkı gerilime çevirmesidir. Fix’in niyetini izleyen okur, kahramanın sakinliğini her zaman güven verici bulmayabilir. Passepartout’nun telaşı ise gerilime mizah katar.

Kimi engellerin hızla çözülmesi, karakterlerin iç dünyasını geri planda bırakır; anlatı, psikolojik derinlikten çok hareket ve zamanlama üzerine kurulur. Bu tercih, maceranın temposunu güçlendirirken ayrıntılı karakter çözümlemeleri bekleyen okura sınırlı gelebilir. Sonuçta 80 Günde Devriâlem, yalnızca yetişme heyecanıyla değil, başarıyı para, süre ve insan ilişkileri üzerinden tartışmaya açmasıyla değer kazanır. Fogg’un dönüşü, başlangıç noktasına varmanın her bakımdan başladığı yere dönmek olmadığını gösterir: Tamamlanan rota, değişmeden kalan bir hayat anlamına gelmez.